İnsan, Doğa ve Hastalık İlişkisi

Yeryüzünde en baskın türlerin başında gelen insan; yapısı gereği çevresiyle etkileşim halindedir. İnsan doğaya tabiidir ve aralarında yazılı olmayan bir denge vardır. Nitekim doğa içerisinde bulunan canlı ve cansız varlıklarla; insan etkinliğinin dışında kendini sürekli olarak yeniden oluşturur ve değiştirir. Zamanla gerçekleşen toplumsal olgu ve devrimler insan ve doğa arasındaki bu dengede sapmalar meydana getirmiştir. Şüphesiz bunların başında insan nüfusunu direkt sapmaya uğratan hastalık kavramı gelmektedir.

İnsnan-Hastalık-Doğa

Doğadaki dengenin temel faktörlerinden birisi olan mikroorganizmalar çeşitlere ayrılmıştır: bakteri, virüs, prion, mantar vb. Bu mikroorganizmaların birden fazla özelliği vardır. Bu çalışmada patojenite özelliğinin hangi durumlarda oluştuğunu ve meydana gelen salgın hastalıkların insan-doğa ilişkisiyle bağlantısı üzerine çalıştım.

Beyin ve korteks mekanizması bulunmayan mikroorganizmalar kasıtlı olarak sorunlar meydana getiremezler. Oysa günümüzde olduğu gibi, insanlık tarihinde mikroorganizmalar çok sayıda epidemi ve pandemiye yol açmışlardır. Günümüzde dünyayı etkileyen COVİD-19 (SARS-CoV-2) bunlardan bir tanesidir. Koch ve Pasteur’dan önce bu varlıkların varlığından habersiz olan insanlık sonrasında sürdürdüğü bilimsel çalışmalar sonucunda mikroorganizmalara dair birçok bilgiye sahip olmuştur.

Mikroorganizmalara hayatımızın her yerinde rastlamak mümkün; elimizde, saçımızda, vücut floramızda, suyumuzda; öyle ki üstüne bastığımız 1 gram toprakta 1-10 milyar bakteri bulunmakta ki bu dünya nüfusundan fazladır. Bu mikroskobik canlılar dünya üzerindeki dengeyi sağlamaktadırlar. Dünya üzerinde demişken, yerin kilometrelerce altında bulunan atmosfer tabakalarında da bu varlıklara rastlanmıştır.

Birçok canlıda olduğu gibi insan vücudunun içinde ve dışında bulunan mikroorganizmaların arasında mutualist bir denge vardır. Yine insanın doğaya açtığı savaşlar sonucu bu denge bozulmuştur. Bu yazılı olmayan dengeyi toprağı gereğinden fazla sürerek ve ormanları yakıp yıkarak bizler bozduk. Bozmaya da devam ediyoruz.

Süregelen..

İnsanın doğayla savaşıp, nasıl bu savaşın kaybedeni olduğunu birkaç örnekle sizlere anlatacağım.

Anofel isimli sivrisinek aracılığıyla insanlara bulaşan Plazmodyum etkeni, insanda sıtma hastalığına sebep olur. Bu sivrisinek bataklıklarda üreyen ve çoğalan bir türdür. Günümüzde, yılda 800 bin insan bu hastalık nedeniyle ölmektedir. Nedeni ise daha fazla patates yetiştirmek için yağmur ormanlarının Afrika halkı tarafından yok edilerek doğa ile aradaki dengeyi bozmasıdır. Yok olan orman yapısının yerini zamanla bataklıklar almıştır. Dalağın büyümesi, yüksek ateş seyri ve farklı klinik tablolarla ilerleyen bu hastalık, vebadan farklı olarak sınıf ayrımı gözetmeksizin toplumda herkese bulaşabiliyor. Öyle ki Romalılar döneminde İmparator Hadrianus, Julius Sezar, Tiberius da bu hatalıktan etkilenen isimler arasındadır.

Bir zaman sonra insanlar sıtmayla başa çıkabilmek adına doğaya daha çok zarar veren DDT (Dikloro Difenil Trikloroethan) adlı ilacı geliştirdi. Bu ilacı uyguladıkları böcekleri yiyemeyen fareler ise şehre akın ettiler ve insanlığa farklı virüsler getirdiler. İnsan doğaya zarar verdikçe kendine de zarar verdi.

Amazonlarda yangın çıktığında Başkan Bolsonaro: “Bu ormanlar dünyanın değil, Brezilya’nın” demişti ve sonrasında sıtma vakaları 600 binlere çıktığında; bu anlaşmayı bozdu. Benzer bir şeklide Covid-19 pandemisine karşı alınan tedbirlere karşı olduğuna dair paylaşım yaptığı tweeti, Twitter tarafından sansürlendi. Bolsonaro, dünyada bir sosyal medya ağı tarafından sansürlenen ilk devlet başkanı oldu.

İnsan-Hastalık-Doğa

İnsanlık tarihinde gelişen ve büyüyen nüfus beraberinde beslenme kaygısını da getirmiştir. İnsanlar beslenebilmek için Avrupa ormanlarını kesmeye be toprağı fazlaca kullanmaya başlamıştır. Bu tüketim ve kullanım 1300’lü yıllarda Avrupa’da ciddi kıtlığa ve iklim değişikliklerine neden olmuştur. Doğal yaşam alanları yok alan fareler başta olmak üzere birçok canlı şehre doluştular.

O zamanlarda evlerin toprak zeminli olması fareler ve pireler için yaşam alanı oluşturmayı kolaylaştırmıştır. Pireler aracılığıyla insana bulaşıp vebaya neden olan Yersinia Pestis adlı bakteri tarihte bilinen en büyük pandemilere neden olmuştur. Birçok tarihçi veba gibi bir salgın olup insan nüfusunda azalmaya neden olmasaydı 1200’lü yıllarda Avrupa ormanlarının neredeyse tamamının yok olup Afrika çöllerine dönüşebileceğini belirtmiştir.

Orta çağı derinden etkileyen veba salgınları yalnızca nüfusu etkilememiştir. Sosyal hayat başta olmak üzere ekonomiden Kilise ’ye kadar çok sayıda devrime yol açmıştır. Vebanın sarstığı feodalizm sistemi yerini daha az yorucu olan yün ve tekstil sektörü almıştır. Eksilen nüfustan yana maddi kayıp yaşamak istemeyen tüccarlar coğrafi keşiflerin önünü açmıştır. Din adamlarının salgında ölmesi nedeniyle Latince eğitim dili zayıflamış ve İngilizce evrensel dil haline gelmiştir.

Geçmişte ve günümüzde meydana gelen bu olaylarinsan-doğa ilişkisinin bir sonucudur. Salgınlar doğanın bir parçası olan mikroorganizmaların çeşitli formlarıyla hayatımızda var olmuş ve olacaktır. Tarihe baktığımızda birçok hastalığın temelinde insanı görmekteyiz. Muhtemelen epidemiyologlar ve araştırmacılar ilerleyen yıllarda bugün yaşanan pandeminin bilinen veya bilinmeyen nedenlerle insan kaynaklı olduğunu yazacaklardır.

Andrew Nikiforuk mikroorganizmalar için “doğanın intikam melekleri” demiştir. Belki de bu melekler doğanın diliyle insanın özüne dönmesi, irade ve vicdanıyla bir hayat sürmesi için insana birer uyarıdır. Şüphesiz bu yaşananlar sorumsuz ve bencil bir hayatın getirileridir. Nitekim insan doğada tek başına yaşayan bir canlı değildir ve gerçekleştirdiği eylemler yalnızca kendini değil içinde yaşadığı toplumu da dünyayı da doğayla etkileşimini de etkilemektedir. Biraz daha sıkı çalışarak, bencilliği köşeye bırakarak, hayatımıza özen göstererek; yaşamı tahrip etmeden, akciğerlerimizi yakmadan, yaşam kaynağımızı kirletmeden ve en önemlisi yarına yaşanabilir bir gelecek bırakmak ümidiyle yeşertmeliyiz bahçemizdeki tohumları.



Perdeye dair güncel bilgileri takip etmek için Gernaz Tekstil’in sosyal medya adreslerini inceleyebilirsiniz.

https://www.instagram.com/gernaztekstil/

https://www.facebook.com/Gernaz-tekstil-112539127131517/about